12 Mayıs 2015 Salı
Bırak seni artık yakıp yıksınlar
Herkes içindekileri rahatça kusarken sessizce dinleyip sonra içimde tutuyorum da sonrası çok karanlık oluyor sanada oluyor mu? Mesela ben ne yangını körükleyebiliyorum ne de dört bir yana saçılmış o külleri toplayabiliyorum. O ateşin içinde külleri soluyorum. Sanki bir deniz ve gittikçe dibe batıyorsun ve bi süre sonra ışığı bile göremiyosun. Nefes almana gerek yok zaten boğulmuşsun. Arafta gibi. Ne yaşam ışığı ne hayat için nefes, hiç birine gerek yokmuş gibi. Ağlıyorsun ama suda ağladığın ne kadar belli olabilir ki? İçindeki denizlerin taşsada dışardaki denizden belli olmuyor işte. Çırpınma. Çırpındıkça dibe batarsın bataklık gibi. Hepimiz siyahların içindeyiz biliyorum. Hepimiz o ışığa ulaşma çabasındayız. Kendi iç denizlerimizde boğulurken kahkaha atmak ne kadar zor bilirsin. Gülerken gözlerin dolar ama gülmekten gözüm yaşardı dersin mesela. Herkes seni yakıp yıkar sen "yapma" bile diyemez sadece sessizce beklersin. Bende bekledim. Ama çok bekliyorsun biliyor musun? Önce o seni dağıtan kişinin gitmesini beklersin, sonra biraz toparlanmayı beklersin, toparlandıktan sonra kendini onarmayı beklersin. Birden bitmez içindeki yangınlar onlarında sönmesini beklersin. Ama en önemlisi hissettiklerinin geçmesini beklersin. Bekledikçe daha da karanlığa çekileceksin. Daha dibe batacaksın. O her zaman korktuğun karanlık sana güven verecek. Zamanı gelince bu durumdayken mutlu bile olacaksın mesela. Bırak seni artık yakıp yıksınlar. Sabret ve bekle. İç denizlerimizdeki yangınlar fırtınalar bitince özgür olacaksın. Sınırların olmayacak. Yeniden doğmuş gibi olacaksın.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder