10 Eylül 2015 Perşembe

Nasılsın?

Nasılsın? İyisindir umarım. Benim buralarda sonbahar. Hala yapraklarının rengarenk olduğunu görmek güzel. Hep güzelsin. Kafamdaki "mükemmel" tanımısın diye demiyorum, için güzel, kalbin güzel, öptüğüm parmak uçların her şeyden güzel. Sahi gerçekten nasılsın? İçin yangın yeri mi? Benim içim kutuplardan soğuk. Aslında sen bilirsin ben soğuk havaları hiç sevmem hemen burnum akar hemde çok üşürüm sen söylerdin "üşümüyorum dersen eğer üşümen azalır" diye, ağzımdan düşmüyor "üşümüyorum" kelimesi ama her yanımı buz kaplamış, çözülemiyorum ve inan çok üşüyorum. Ben mi? Ben mi nasılım? Bıraktığın gibiyim demeyeceğim, öfkeliyim çoğunlukla, kızgınım, kızıyorum her şafakta sana. Güneş doğunca tekrar küsüyorum sana gece çökünce yalnızlığıma öfkeleniyorum tekrar. Böyle sonsuz bir kısır döngü içindeyim. Ben bıraktığın gibi değilim. Ben bıraktığından beri çok değiştim. Cırcır böcekleri terkedene kadar ağaçları yazdım ben sana. Okumadın. Okuyamazdın. Sen bana hep baktın. Sen beni görmedin hiç. Nasılsın? Kızgın mısın bana hala? Sönmüyor değil mi içinde ki yangınlar sanki her nefesinde harlanıyor alevler. Beni sorma ben korkuyorum senden. Hayal kırıklığı taşıyorum kalbimde bakma öyle iyi falan değilim. Hayal kırıklığının en koyu tonlarını taşıyorum gözlerimde, beni gören yabancılar farkediyor bunu. Senin bana hiç ihtiyacın yoktu biliyor musun senin sadece birini parçalamaya ihtiyacın vardı. Hep kurban bendim. Sinirlenme hemen yine üstüme oynuyorsun diye, bende kırdım seni bende parçaladım seni, aşktı bu iki kişinin birbirini son zerresine kadar tüketmesi. Parmak uçların tenime deyse yanacağım, aynı cehenneme düşeceğim, korkuyorum. Gelme. Bulma kızgınlığının geçmesini arayan yollar. Çünkü ben seni içimde affetmek istedim ve inan girdiğim her sokak çıkmazdı. Ve benimde gücüm kalmadı çıkmaz sokakları aşmaya. Hala kapanmamış kanayan yaralarım var. Nasılsın, geçti mi yaraların? Umarım derin değildir pıhtılaşmıştır akan kanların, başka bir aşkında akıtmanı isterim o kanları. Helalleştim ben içimdeki senin aşkınla ve seninle. Senin aşkın senden önce gelir bende. Nasıl mıyım? Beni doğuran annem bile yapmacık davrandığımı farketmeyecek kadar iyi bir oyuncuyum ve içimde o kadar berbat bir yalancıyım. Nasıl mıyım? Çok sigara yakıyorum içimdeki sızı geçsin diye. Nasıl mıyım? Dizleri kanasada yere düşürdüğü dondurması için ağlayan bir çocuk gibiyim. Nasıl mıyım? Biraz senim, biraz seninim, biraz sensizim, biraz bensizim, biraz eksiğim.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder