11 Ağustos 2016 Perşembe

Gecenin Gün batımına

Biliyorum bu yaptıklarım için teşekür etmeyeceksin, edeceğin teşekür arkadaşlığımıza olacak. Ama senden teşekkür beklemiyorum çünkü bazı insanlar, bazı insanlara emanet olarak dünyaya gelir. Bunca şeye rağmen hâlâ yan yanaysak bu bana emanet olduğun anlamına gelir. Bu yüzden teşekkürlerin yersiz olacak benim için. Yazdığım her şeyin ruhunu gören insansın sen. İnsanlar kelimelerimi okurken sen o kelimelerin ruhumda açtıkları yaraları okudun her zaman. Sabaha çıkmayan gecelerimde, gün oldun bana. Hakkın ödenmez, ödeyemem. Çok zorladım seni, psikolojini bile bozdum arada kabul ediyorum, günahım büyük benim yüzümden çok sigara içtin en kıymetli hazinen olan göz yaşlarını akıttın benim için. Vebali büyüktür bunların bende ondan her zaman boyun eğerim sana. Ki sen bilirsin en olmadık yerlerde dimdik dururum da "salak mısın ne yapıyorsun sen?" dersin. Ama içinden sende bilirsin alttan almak boyun eğmek değildi benim için, insanlar her zaman görmek istediklerini görüp, algılamak istediklerini algıladılar. Bir kişiye daha eğmiştim boynumu görmedim geçirdi baltayı boynuma. Çok öldüm ben, sana da öldüm, başkalarına da öldüm, sokakta ki köpeğe, aç gezen çocuğa bile öldüm. Bilirsin zaten işim benim bu. Düzenli olarak geceleri ölürüm güneş doğduğunda dirilirim. Çok dolu günlerimiz oldu seninle, kaç sene oldu sahi sayamadım? Tarih konusunda iyi değilim biliyorsun kusuruma bakma. Hakkın büyük üzerimde, hiç bir zaman yargılamadın beni, herkese inat arkamda durdun o küçücük yaşında. O zamanlar burda oturuyordun. Sigaraya başladım sayende, pişmanlığını biliyorum. "Başlatmasaydım çürümezdi bu kadar ciğerleri" dediğini de biliyorum, olacağı varsa olur derdin hep. Olacağı varmış. Samsung bir telefonun vardı hatırlar mısın? Bir litre kola alırdık yanına çiğdem, tabi sigaradan para artarsa. Açardık müzik şu arka blokların orda hani saatlerce konuşurduk. O zaman da büyük acılarımız vardı ama o yaz akşamları hep gülerdik acılarımıza karşı. "Tükürüp durma" derdin her sigara içişimde, yeniydim tabi ağız alışkanlığıydı, geçti. Şimdi ciğerime nüfus eden hiç bir nikotini tüküremiyorum. Aşıktım o zamanlar, laf sokardık gördükmü. Gülerek geçerdik önünden. Çocuktuk değil mi, kaç yaşındaydık sahi? Gittin buralardan, en güzel yaz akşamlarımı aldın. Sen bilmezsin ama hani şu sizin binanın önünde ki banka arada oturur sigara içerim. Sonra büyüdük biraz... O güzel beraber kahkahalarla geçen yaz akşamlarını telefonla konuşmalara bıraktık. Güldük tabi yine güldük, acımıza gülerdik biz zaten, anlamazlardı dışardan bakanlar. Saatlerce telefonda sessiz ağlayışlarını dinlediğim gecelerde bir an önce sabah olsun isterdim. Sabah ezanını duyduktan sonra biterdi ağlamaların kalkıp dua ederdin sonra ne diye dua ettiğini bile bilmediğim halde "amin" dedirtirdin. Ailemizin ikinci kızı oldun sen, annem babam bile sana bıraktı beni ötesi yok bunun. Teşekkür etmeyeceğim bunlar için, sana vereceğim en büyük teşekkürü güçlü kalarak veriyorum. Zaman yaralarımı sarmadı, yaralarımı sarmama yardımcı olan sendin. Biliyorum benden bu şekilde bir yazı beklemiyordun, bu bir itiraf gibi oldu sanki. Büyük sözler vermeyi sevmem, tutamayacağım sözler de vermem biliyorsun. En büyük sözüm olsun sana bu yeni yaşında aldığım her nefesin, hayatımdan akıp giden her bir saniyenin hakkını vererek yaşayacağım. Bana pişman olmamayı öğrettin sen, canımı yakmalarını engelledin. Aşktan daha büyük duygular var dünyada adı sanı olmayan, kalıplaştırılamayan işte o duyguya sahibim sana karşı. İçimde çokta büyük bir minnet var ayrıca, hakkındır. Uyumayı çok sevdiğin halde tüm gecelerini bana ayırdın, ilk sen anlamıştın da "gece kuşu" demiştin bana o küçük halinle. Görünmez kanatlarımı keşfettim, hiç uçulmamış yerlere uçtum, yeni cümleler keşfettim kendimde. Bu senin başarın, gurur duy kendinle. Annem oldun, babam oldun, yoldaş oldun, toprak oldun bana. Sigaramı yakayım diye ateş bile oldun sen bana. Nasıl öderim tüm bunların hakkını bilmiyorum belki kızacaksın bana "sanki sen hiç bir şey yapmadın nasıl konuşuyorsun öyle" diye. Yapmışımdır, yaptım ama yeterli değil. Yanında olamadığım zamanlar oldu, çaresizlikten nefret ediyorum diyordum sana hatırla. Sana çözüm bulamadıkça kendimi hep suçladım nasıl bir dosttum ki ben yardım edemiyordum sana? Sonra bir gün beraber şarkı söyledik geceye, fısıltılar halinde. Her gece senin moralin düşmeye başladıkça şarkı söylemeye başlıyordum, sabah olana kadar eşlik ediyordun bana. Böylelikle çözüm bulmuştum ama bizim şarkımız bizde kalsın, kimseler söylemesin istiyorum. Anlamı büyük ve derin. Eğer bir budist olsaydım bir önceki yaşantımda gerçekten kız kardeşim olduğuna inanırdım. Ama derler ya kan önemsiz diye, kanı geçtim sen benim canımsın. İnan çok şey yazmak istiyorum, çok şey de yazıp sildim ağlatmak istemiyorum seni. Düzeleceğiz. Bu yaşlarımızı çok güzel hatırlayacaksın ilerde, bunun olmasını sağlayacağım. Bu yeni yaşın sana evrende ki tüm iyilikleri getirsin, tüm ağlamaların mutluluktan olsun. Bu yaşın sana hak ettiklerini getirsin, kayan yıldızlar görüp dilek dilemeyi getirsin. Bu yeni yaşında tüm kabul olacak dualarımı senin için harcayacağım, sen mutlu olduğun sürece her koşulda toparlarız. Bu yeni yaşında kurduğumuz tüm hayallerimiz gerçekleşir inşallah. İnancım varsa senin sayende ve sen sayemde cennetlik bir insansın. Eğer benim içimde cennet varsa, orayı en çok hak edensin. Şimdi senin sayende bulduğum kelimelerimle her zaman söylediğim bir cümleyle sonlandırmak istiyorum yazımı. Ne zaman kaçmak istersen gel, gece gibi saklarım seni. Bilirsin sen geceler benim, gece benim. Gecemi seninle paylaşabilirim.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder