16 Ağustos 2016 Salı

-3-

Birini tanımadan nasıl hakkında konuşabiliyorsunuz gerçekten şaşırıyorum. Bazen öyle şeyler duyuyorum ki gülsem mi üzülsem mi bilemiyorum. Birilerine sıfat yapıştırmaya o kadar meraklısınız ki, kendi sıfatınıza asla bakmıyorsunuz. Genelleme yapmıyorum yanlış anlaşılmasın, öyle olanlar alınıyor üstüne bizim gibilerse "haklısın" diyor içlerinde. Ki bazıları var hem haklısın deyip hem de sıfat yapıştıranlar, benim deyimimle "arsızlar çetesi" yani. Duyuyorum elbet benim hakkımda söylediklerinizi, susuyorum. Susmamın sebebi haklı olmanız değil ama siz öyle sanıp mükemmel sıfatlarınıza bir yenisini daha ekleyin. Genelde gülüyorum duyduklarıma hemde kahkahalarla. Evet, gülüyorum çünkü komiksiniz. Bazen üzülüyorum halinize diyorum ki böyle söylemiş ama beni nerden biliyor? Üzülüyorum işte size çünkü hep kaybedeceksiniz. Elinizde avcunuzda ne varsa yitireceksiniz, farkında değilsiniz. Gönderin gelsin diyorum bazen heycanla benim hakkımda söylediklerinizi dinliyorum. Asla korkmuyorum söylemlerinizden veya arsız sıfatlandırmalarınızdan. Sıfatlandırdığınız kadar sıfatsızsınız çünkü. Kabasınız. Başınıza kötü bir şey gelse yanınıza geleceğimi bile bilmiyorsunuz çünkü beni tanımıyorsunuz. Yapıştırın "kötü kalpli" diye, salın elaleme "kötü biri o, can yaktı" diye söylemlerinizi. Size inananın benim yanımda işi yok, beni tanıyansa bu söylemlerinize güler zaten. Sordunuz mu bana? Neden can yaktın dediniz mi? Ya da gerçekten can yaktın mı diye sordunuz mu bana? Hayır değil mi, sormadınız. Dediniz mi hiç kendinize belki acımıştır canı ondan yakmıştır diye ya da kötüleme kampanyası gibi bir şey bu sindiremiyorlardır diyebildiniz mi? Diyemezsiniz tabi çünkü kalbinizin küçüklüğü beyninizi de etkilemiş siz ve sizin gibilerin. Sindiremeyip, haksız olduğunuzda suçlama politakası izlemekten sıkılmadınız mı? Sahi ben niye sustum bu kadar? Ben de sizin gibi konuşamaz mıydım? Konuşurdum elbet, bir takım konuşmalar yapardım. Gerçekleri çarpardım parsel parsel suratınıza, arsızlığınızdan utanırdınız. Size vereceğim en büyük sıfattır sıfatsızlık. Bu zamana kadar beni üzen kimse için orda burda laf etmeyip insanların çenelerini kapatıp, olgunlukla karşılayıp "geçmiş işte" diyip geçiştiriyorken bu yaptığınız kalleşliktir. Had bildirmek haddime değil haşa, vasıfsızım sizin hayatınızda lakin unutmayın hayatımda vasıflı olan insanlar sizin deli saçmalarınız yüzünden sinirlenmek zorunda değil. Aslında bir yandan da size teşekkür etmek istiyorum, reklamın iyisi kötüsü olmazmış derler ya hani, çok güzel reklamımı yaptınız ve farkında bile değildiniz. Çok güzel insanlar kazandım ben. "Biz seni böyle bilmezdik" diye başlayan cümleler kazandım ben hayatımda ve emin olun siz de beni tanısanız bana ilk kuracağınız cümle bu olur. Suskunluğum asaletimden değil, susuyorsam rezil olmayın, orda burda havanızı rahat atın diyedir. O kadar hırslısınız ki şaşırıyorum, benim o kadar da hırslanılacak bir tarafım yok vallaha. Şu hayatta iki ayağa sahip olupta düzgün yürümesini bile beceremeyen bir insanım ben. Gelin oturun karşıma anlatın hikayenizi, ben mesela çok severim insanların hikayelerini dinlemeyi. Bu yüzden derler bana "gecenin kızı" diye. Saat sabaha varmadan yüreklerini dökerler bana, şarkı söyleriz, şiir okuruz. Kendi dertlerinden hallice nefes almaya çalışan bir insanım bana niye öfke besliyorsunuz içinizde? Size bir kötülüğüm mü dokundu? Kasti olarak size zarar mı verdim? Sizi tanımıyorum bile ve inanın tanımamam da çokta önemli bir kayıp değil benim için. Ama siz beni tanıyın, beni tanıyın ki bu yaptığınız çocuklukları bir an önce atlatın. Hırsla, öfkeyle hiçbir şey kazanamazsınız. Yalnız kalırsınız diyeceğim ama etrafınızda insan da göremiyorum. Korkmayın, yalnız kalırsanız kapımı bile çalabilirsiniz. Sır tutabilirim. Bana olan öfkenizi bile bana anlatabilirsiniz. Bakın aynaya hadi. Bir düşünün. Hangi sıfatsızlardansınız? Hangi sıfatsınız? Bir insana isterse tüm dünya kötü desin, siz kalbinde ki iyiliği görüyorsanız, bırakmayın peşini. Bir insana isterse tüm dünya iyi desin, siz kalbinde ki kötülüğü görüyorsanız, bırakın peşini. İnsanları yaptıklarına göre değil, kalplerine göre yargılayın.

11 Ağustos 2016 Perşembe

Gecenin Gün batımına

Biliyorum bu yaptıklarım için teşekür etmeyeceksin, edeceğin teşekür arkadaşlığımıza olacak. Ama senden teşekkür beklemiyorum çünkü bazı insanlar, bazı insanlara emanet olarak dünyaya gelir. Bunca şeye rağmen hâlâ yan yanaysak bu bana emanet olduğun anlamına gelir. Bu yüzden teşekkürlerin yersiz olacak benim için. Yazdığım her şeyin ruhunu gören insansın sen. İnsanlar kelimelerimi okurken sen o kelimelerin ruhumda açtıkları yaraları okudun her zaman. Sabaha çıkmayan gecelerimde, gün oldun bana. Hakkın ödenmez, ödeyemem. Çok zorladım seni, psikolojini bile bozdum arada kabul ediyorum, günahım büyük benim yüzümden çok sigara içtin en kıymetli hazinen olan göz yaşlarını akıttın benim için. Vebali büyüktür bunların bende ondan her zaman boyun eğerim sana. Ki sen bilirsin en olmadık yerlerde dimdik dururum da "salak mısın ne yapıyorsun sen?" dersin. Ama içinden sende bilirsin alttan almak boyun eğmek değildi benim için, insanlar her zaman görmek istediklerini görüp, algılamak istediklerini algıladılar. Bir kişiye daha eğmiştim boynumu görmedim geçirdi baltayı boynuma. Çok öldüm ben, sana da öldüm, başkalarına da öldüm, sokakta ki köpeğe, aç gezen çocuğa bile öldüm. Bilirsin zaten işim benim bu. Düzenli olarak geceleri ölürüm güneş doğduğunda dirilirim. Çok dolu günlerimiz oldu seninle, kaç sene oldu sahi sayamadım? Tarih konusunda iyi değilim biliyorsun kusuruma bakma. Hakkın büyük üzerimde, hiç bir zaman yargılamadın beni, herkese inat arkamda durdun o küçücük yaşında. O zamanlar burda oturuyordun. Sigaraya başladım sayende, pişmanlığını biliyorum. "Başlatmasaydım çürümezdi bu kadar ciğerleri" dediğini de biliyorum, olacağı varsa olur derdin hep. Olacağı varmış. Samsung bir telefonun vardı hatırlar mısın? Bir litre kola alırdık yanına çiğdem, tabi sigaradan para artarsa. Açardık müzik şu arka blokların orda hani saatlerce konuşurduk. O zaman da büyük acılarımız vardı ama o yaz akşamları hep gülerdik acılarımıza karşı. "Tükürüp durma" derdin her sigara içişimde, yeniydim tabi ağız alışkanlığıydı, geçti. Şimdi ciğerime nüfus eden hiç bir nikotini tüküremiyorum. Aşıktım o zamanlar, laf sokardık gördükmü. Gülerek geçerdik önünden. Çocuktuk değil mi, kaç yaşındaydık sahi? Gittin buralardan, en güzel yaz akşamlarımı aldın. Sen bilmezsin ama hani şu sizin binanın önünde ki banka arada oturur sigara içerim. Sonra büyüdük biraz... O güzel beraber kahkahalarla geçen yaz akşamlarını telefonla konuşmalara bıraktık. Güldük tabi yine güldük, acımıza gülerdik biz zaten, anlamazlardı dışardan bakanlar. Saatlerce telefonda sessiz ağlayışlarını dinlediğim gecelerde bir an önce sabah olsun isterdim. Sabah ezanını duyduktan sonra biterdi ağlamaların kalkıp dua ederdin sonra ne diye dua ettiğini bile bilmediğim halde "amin" dedirtirdin. Ailemizin ikinci kızı oldun sen, annem babam bile sana bıraktı beni ötesi yok bunun. Teşekkür etmeyeceğim bunlar için, sana vereceğim en büyük teşekkürü güçlü kalarak veriyorum. Zaman yaralarımı sarmadı, yaralarımı sarmama yardımcı olan sendin. Biliyorum benden bu şekilde bir yazı beklemiyordun, bu bir itiraf gibi oldu sanki. Büyük sözler vermeyi sevmem, tutamayacağım sözler de vermem biliyorsun. En büyük sözüm olsun sana bu yeni yaşında aldığım her nefesin, hayatımdan akıp giden her bir saniyenin hakkını vererek yaşayacağım. Bana pişman olmamayı öğrettin sen, canımı yakmalarını engelledin. Aşktan daha büyük duygular var dünyada adı sanı olmayan, kalıplaştırılamayan işte o duyguya sahibim sana karşı. İçimde çokta büyük bir minnet var ayrıca, hakkındır. Uyumayı çok sevdiğin halde tüm gecelerini bana ayırdın, ilk sen anlamıştın da "gece kuşu" demiştin bana o küçük halinle. Görünmez kanatlarımı keşfettim, hiç uçulmamış yerlere uçtum, yeni cümleler keşfettim kendimde. Bu senin başarın, gurur duy kendinle. Annem oldun, babam oldun, yoldaş oldun, toprak oldun bana. Sigaramı yakayım diye ateş bile oldun sen bana. Nasıl öderim tüm bunların hakkını bilmiyorum belki kızacaksın bana "sanki sen hiç bir şey yapmadın nasıl konuşuyorsun öyle" diye. Yapmışımdır, yaptım ama yeterli değil. Yanında olamadığım zamanlar oldu, çaresizlikten nefret ediyorum diyordum sana hatırla. Sana çözüm bulamadıkça kendimi hep suçladım nasıl bir dosttum ki ben yardım edemiyordum sana? Sonra bir gün beraber şarkı söyledik geceye, fısıltılar halinde. Her gece senin moralin düşmeye başladıkça şarkı söylemeye başlıyordum, sabah olana kadar eşlik ediyordun bana. Böylelikle çözüm bulmuştum ama bizim şarkımız bizde kalsın, kimseler söylemesin istiyorum. Anlamı büyük ve derin. Eğer bir budist olsaydım bir önceki yaşantımda gerçekten kız kardeşim olduğuna inanırdım. Ama derler ya kan önemsiz diye, kanı geçtim sen benim canımsın. İnan çok şey yazmak istiyorum, çok şey de yazıp sildim ağlatmak istemiyorum seni. Düzeleceğiz. Bu yaşlarımızı çok güzel hatırlayacaksın ilerde, bunun olmasını sağlayacağım. Bu yeni yaşın sana evrende ki tüm iyilikleri getirsin, tüm ağlamaların mutluluktan olsun. Bu yaşın sana hak ettiklerini getirsin, kayan yıldızlar görüp dilek dilemeyi getirsin. Bu yeni yaşında tüm kabul olacak dualarımı senin için harcayacağım, sen mutlu olduğun sürece her koşulda toparlarız. Bu yeni yaşında kurduğumuz tüm hayallerimiz gerçekleşir inşallah. İnancım varsa senin sayende ve sen sayemde cennetlik bir insansın. Eğer benim içimde cennet varsa, orayı en çok hak edensin. Şimdi senin sayende bulduğum kelimelerimle her zaman söylediğim bir cümleyle sonlandırmak istiyorum yazımı. Ne zaman kaçmak istersen gel, gece gibi saklarım seni. Bilirsin sen geceler benim, gece benim. Gecemi seninle paylaşabilirim.