30 Temmuz 2016 Cumartesi

-2-

Ulu orta ellerim titrer oldu. Çatal bıçak tutamayıp düşürecek kadar. O kadar dalgınım ki elim kesiliyor dakikalar sonra üzerime bulaşan kandan anlıyorum kesildiğini. Bedensel acıyı hissedemeyecek kadar yorgun ruhum. Arka arkaya yaktığım sekiz sigara olmuş, dokuzuncuyu içiyorum. Neden dolmuyor nikotin ciğerlerime? Neden sarhoş olamıyorum? Alkol alsam da almasam da çakır gibiyim zaten. Sarsak adımlarla yürüyorum yolda, düşüyorum bazen. Yardım eli uzatan insanlara korkuyla bakıyorum. O kadar inanıyorum ki düşsem bile kendim kalkacağım cümlesine, tutmuyorum hiç bir eli. Yazık diyorum kendime, yazık ettin kendine. Canım sağolsun değil mi? Olmasın canım sağ, varsın geçecekse bu hissizlik, geçecekse bu içimi yakan acı, canım sağ falan olmasın. Özür dilerim en yakınlarımdan, kendimi kandırmaya çalışırken sizi gerçekten kandırdığımın farkında değildim, bana üzülmenizi istemedim sizinde acılarınız vardı. Biliyorum beraber sardık o yaraları ama kabul ediyorum bencillik benim yaptığım, acım konusunda bencilim açamadım size de. Eminim sarardık, eminim ağlardık beraber acıma. Yapamadım, anlatamadım özür dilerim. Her zaman yanımdasınız biliyorum ne olur olduğunuz yerden gitmeyin olur mu? Hep yürüdüm, geçtim dedim meğer sadece gözlerimi kapatmışım da olduğum yerde kendi eksenim etrafında dönüp durmuşum sadece. Zor savaşlarım vardı, her şeye yetmeye çalışırken, kendime yetemedim. Yıprandım, kanadım ama düşmedim. Ayakta durmaya devam ettim gelen her darbeyi göğüsledim. Nefesimin kesildiği gecelerde bile sigara içtim. Yandıkça, yandım. Eskisi gibi yazamadığım dönemlerde yırttığım o bembeyaz sayfalardan ve kırdığım kalemlerden de özür diliyorum. O kadar bilmiyordum ki hiç bir şeyi hangi kelime dizisi anlatırdı hissettiklerimi? Yazamadım, yazamadıkça içimde kaldı kelimelerim, atamadım dışarı. Aşk bu. Söylemiştim iki kişinin birbirini son zerresine kadar tüketmesiydi, aşk. Yalan söyledim size iyi okuyun bu yazıyı, tükendim. Kalmadım. Gücümde yok, yetemeyeceğim kimseye artık özür dilerim. Kendimle sonuna kadar savaştım ben, yanı başımda en yakınım benim suskunluğuma ağlarken "geçecek ağlama" diyemedim. Kendim bile inanmadım, kendim bile ağlamadım bana. Yazık dedim işte, yazık. Sinirlendim kendime çokça aciz misin sen dedim. Acizlik mi bu dedim sordum, soruşturdum. Değilmiş, acizlik değilmiş. İçime su serpildi ama hala yanıyor canım. Yanmasın artık. İçimin ateşinden yaktım sigaralarımı. Biliyorum çok söylediniz, yiyorsun sigarayı diye. Yetmiyordu anlamadınız, anlayın artık yetmiyor, yetmeyecek. Çoğunuzla az çok dertleşmişizdir. Size mutlaka söylemişimdir "bu yaşlarını böyle mi hatırlamak istiyorsun" diye, hepiniz bu cümleden sonra çeki düzen verdiniz kendinize. Bozun lan kendinizi, ben de kendime sordum bu soruyu "bu yaşlarını böyle hatırlamak mı istiyorsun" dedim. Evet, böyle hatırlamak istiyorum. Çektiğim, yaşadığım her şeyi iliklerime kazımak istiyorum. Bu beni ben yapar, bu beni acıya alışkın kılar. Bir daha sevdalanmam. Ederi kadar veririm değer fazlasını isteyen olursa sağdan çıkışı gösteririm. Kabullenin acı çektik, ölesiye acı çektik. Söylenecek başka söz yok artık, kalbim var tüm cümlelerin önünde artık.